Konusu
: Lise müfredatının gençleri hayata hazırlamadaki etkinliği tartışma konusudur. Sizin fikriniz nedir?

Yazar Rumuzu: yeşil gözlü kız0154
Eser Sıra Numarası: 120223eser03



                                             GELECEK NESİL İÇİN EĞİTİM SİSTEMİ
  Yıl 2012. ’’Dindar bir nesil yetiştirmek istiyoruz.’’ Başbakan Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu’yla girdiği polemikte bu sözü sarf etti ve böylece Türkiye’deki eğitim tartışmaları alevlendi. Bu konuda köşe yazıları, makaleler yazıldı ve eğitim, Türkiye Cumhuriyeti’nin gündemine yerleşti.
Dünya Bankası, yaptığı bir araştırma sonucu Türkiye’deki eğitim ve okul sisteminin çok az öğrenciyi iyi eğittiğini, çoğunluğunu ise başarısız kıldığı iddiasını ortaya attı. Peki, bu sonuca ulaşmalarının nedeni nedir? Kullanılan eğitim teknolojisinin ve sisteminin otoriter olması sonucu ortaya çıkan ezberleyen, anlayıp anlamadığı belli olmayan ve dolayısıyla düşünme yöntemini bilmeyip düşünme problemleri yaşayan gençlerin sayısının gün geçtikçe artması. Oysa eğitimin amacı bireye düşünmeyi öğretmektir. Bunun için sınırlar genişletilmelidir. Sınırların genişletilmesi de ancak insanların eleştirel olarak açık olmasına olanak sağlanması ve özgür bırakılmasıdır.
 AR&GE Bülteni’nin Kasım ayı sayısında Nesrin Sarıçay’ın kaleme aldığı yazısında Türkiye’de milli eğitim sisteminde; eğitime duyulan ihtiyaç ve talebin karşılanmadığı, okul öncesi dönemde okul öncesi eğitimden yararlanan öğrencilerin oranının gereğinden düşük olduğu, bölgelere göre çocukların okula devam etme oranlarında farklı olduğu, okullaşma oranının yetersiz olduğu ve kentlere yönelik göçler sonucu eğitimle ilgili taleplerin artması sonucu dengesizliğin ortaya çıkıp eğitim kalitesinin düşmesine yol açtığını aydınlatıcı bir biçimde açıklamıştır. 
Fırsatları Artırma Teknolojiyi İyileştirme Hareketi (FATİH) projesiyle eğitimde teknolojinin ön plana çıkartılması aracılığıyla öğrencilerin bilgi toplumuna geçmesi temel ilke olarak edinildi. Orijinal ve gelecek vaat eden bir proje olmasına rağmen bilgi toplumu ilkesine tamamen ters düşmektedir. Öğrencilere araştırılması için konu verilmesi yerine kaynaklar veriliyor ve bunun sonucunda yine ezberleyen, bireysel öğrenme alışkanlığından yoksun bir nesil ortaya çıkıyor.
Türkiye’de sınav odaklı eğitim sistemi öğrenciyi özel derslere ve dersaneye itmekte ve Türkiye’deki bu genel ihtiyacı da körüklemektedir. Bu ihtiyacın artmasına paralel olarak farklı ekonomik seviyedeki ailelerin çocukları arasında eğitim eşitsizliği artıyor. Türkiye’nin şu anki sınav sistemine ve sınav odaklı eğitim sistemine baktığımızda öğrencilerin yapması gerekenler ortadadır. Bu sistemler, öğrencilere erken takibi dayatmakta ve öğrencileri özel derslere sürüklemektedir. Dünya Bankası’na göre dersaneler, üniversiteye giriş şansını ancak özel derslere yılda en az ‘’bin’’ dolar harcanmasıyla arttırma yeteneğine sahiptir. Türkiye’deki eğitim sisteminin sonuçları arasında tabi ki özel derslerin sektörünün endüstri halini alması ve bu endüstrinin gün geçtikçe büyümesini de görüyoruz.
Sonuç olarak Türkiye’deki eğitim sistem bütün yönleriyle yeniden ele alınmalı ve yeni düzenlemeler yapılandırmalar gerçekleştirilmelidir. Bu düzenlemeler ve yapılandırmalar eğitimin amacını güçlendirici bir etkiye sahip olmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti eğitiminin asıl amacı sapmamalı Atatürk ilkelerine ve devrimlerine bağlı, bireysel öğrenme alışkanlığına ve problem çözme yeteneğine sahip olan, özgür öğrenme ortamına sahip, eleştirel olan, bireysel sorumluluk duygusuna sahip, kendi kültürünü benimseyip farklı kültürleri anlayabilen, yaratıcı ve bilgi çağı insanının yetiştirilmesi olmalıdır.