Konusu
: Lise müfredatının gençleri hayata hazırlamadaki etkinliği tartışma konusudur. Sizin fikriniz nedir?

Yazar Rumuzu: yankı 1012
Eser Sıra Numarası: 120220eser03


                                                  NEFES ALMAK
    Hayat, usta bir şairden çıkan duru bir şiir değil. Bir kompozisyonun başlığı kadar kısa ve öz de olmamalı.Kalp atışlarımız kadar hızlı,hayallerimiz kadar soyut da olmak zorunda değil.Sadece hayat, hayat olsa da olur.
Nefes almamızın bir sebebi var.Var olmamızın bir amacı var.Kafamızdan geçen sorular bize yön vermek için ordalar ve aşk acılarımız bize yalnızlığı tattırmak için kafa tutuyorlar.Hayata kattığımız değerleri böyle anlamalı, böyle sorgulamalıyız.Yaşamın tadına bakmalı; ondan haz almak için coğrafik bilgilere ya da edebi eserlerin ölçülerinde kafa yormamalıyız.Hesap yapmadan ve geometrik çizgiler çizmeden önümüze ,hayata devam etmeliyiz.Hayatı “ 3” saate sığdırmamalı,sınırlı şıklar sunmamalıyız ona.3 yanlışımız 1 doğrumuzu götürmesin.Netliğimiz düşmesin…
Özgürlüğümüzü bir önlük arkasında barındırmaya daha ne kadar devam edeceğiz?  Ne zaman  “2 kere 2 “bir işimize yarayacak?Peki, o bitmek bilmeyen sorulara ne demeli. Ne zaman sayfalarca yazı yazmadan bir şeyler yapabileceğiz?Ne zaman sözlerimiz değer kazanacak? Adam gibi muamele görmek için okumuş gibi yapmaktan daha fazla şeye ihtiyacımız olduğunu gören biri yok mu?Her sene değişen sistemlere,uygulamalara ses çıkaramıyor muyuz artık?Neden artık ses çıkaramıyoruz? Çünkü fabrika elinden çıkmış robotlar gibi devam ediyoruz hayata.Bir sonraki adımımızı daha önceden birilerinin planladığını bilerek…
  Öğretmen ve öğrenci kadar muzdarip olanı var mı ki ülkemizde?Herkes bu sorunun cevabını net bir şekilde verebilir.Özellikle de bir liseli.Bir insanın hayatında lise zamanındaki kadar hızlı geçmez zaman.Karışık olmaz duygular ve cevap almak için ısrarcı olmaz sorular.Kafa yormaya değer gelmez işlemler,geçmişimiz…Aslında ne kadar önemli olduğunu ileride öğreniriz.Kafa patlatmak için doğru zaman olmadığını düşündüğümüzden başımıza gelir  başarısızlıklar.Kafamıza göre hareket etmek istediğimizden önümüze çıkar engeller.Bir liseliye ders anlatmak ne kadar zordur bilir misiniz siz?Peki ya şu “3saat” ten haberiniz var mı?Kafanızı hiç kaldırmadan 3 saat boyunca sorularınıza çözüm aradınız mı ki siz? “Bir daha genç olmayacağız ve hiçbir zaman bu fırsatlar elimize geçmeyecek !” diyenlerden kesinlikle değilim.Zaten bana göre bu kadar saçma bir bahane de olamaz.Daha iyi bahaneler bulmalıyız.
Okul bizim hayatımız.Ancak hayatın tanımını yapamayacak öğrenciler var.Biz zaten bu yüzden okula gelmiyor muyuz?Sorular karşısında dimdik durmak için tüm çaba .Ancak bu soru, çalışmadığımız yerden.İsteklerimiz,yaşantımız,duygularımız,düşüncelerimiz değil midir aslında hayatımız?İyi veya kötü geçirdiğimiz zamanlar değil midir?Sırf zaman kazanmak için bazen soruya soruyla karşılık vermek değil midir hayat?
Bir matematik işlemiyle öğrenemezsin hayatı , sadece eski tarih kitaplarına bakarak araştıramazsın geçmişi.Kendi hayatını kendin bilirsin ve yönlendirirsin.Kendin şekillendirirsin.Ancak bu şekillendirmeyi geometriyle veya resim dersiyle karıştırmamak lazım.Artık kabul etmeliyiz.Ne kadar liseye gitsek de,ne kadar büyüsek de hayat okulda öğrenilemiyor.Derslerden tam not almak ,gerçekte şimdilik bir şey ifade etmiyor.Hayatta tek başınayız.Her sene zorlaşan sınavlarla hayatın tadına varılamıyor.Hayat, tozlu raflara kaldırılıyor…
Kendimi bildim bileli tüm bitmeyen işler yüzünden bir debdebenin arasındayım.Bir mola alıp kendimi tanımaya dair fırsatım bile olmadı.Peki, aslında ben kimim?Aslında ne istiyorum?Neyden hoşlanıyorum yada hangi alanda daha iyiyim?Eğitimin içinde olup bu sorulara cevap bulamamak nasıl olur? Nasıl olur da eğitim beni kendi kendimle baş başa bırakmaz.Şimdi bir nefes alıp, hatta derince bir nefes, aynadaki aksime sormak istiyorum:Ben kimim?Hangi başarının geleceğiyim?Tabi eğer değerli eğitim planlayıcıları, bu aciz bireye bir nefeslik ara verirlerse…