Konusu
: Lise müfredatının gençleri hayata hazırlamadaki etkinliği tartışma konusudur. Sizin fikriniz nedir?

Yazar Rumuzu: mahlas 0779
Eser Sıra Numarası: 120215eser03                                                                       



                                                         SADECE HAYAL ET 

Ortak oldu her insan,yüreklerdeki gençlik ateşine...
Herkes genç oldu yaşamının belirli bir döneminde,liseli olmak ifadesi yerleşti kalplerimize.Gözlerimizden anlaşılıyordu tertemiz bir gelecek kurmak istediğimiz...
Kömür gözlerimiz karanlığın en koyusunda bakıyor çevreye,dört yılın nasıl geçeceği endişesi var beynimizde,yaşadığımız sıkıntılarla dönemimizi anlattık belkide,belkide ''liseli'' olmanın verdiği o güzel his ile doyurduk karnımızı...
Hocaları sevmediğimiz zamanlar oldu çoğu zaman,bazen kendimizi odaya hapsedip saatlerce ağladığımızda...
''Canım çok acıyor anne'' demek istedik bazen,herşey yoluna girsin bir an önce.Liseli olmak ifadesiyle oturduk kara tahtanın üstünde,uykusuzluk gözümüzde,sabahın sekizinde...

Delikanlılığın verdiği o azim ile çokta önemli bulmadığımız derslerden kaçıp,sinema keyfine,futbol köşelerine,eve gidip uyuma hayallerini kurduk bazen de...
Herşeye rağmen tebessüm edişimizdi bizi lisei yapan.Aldığımız 30 botundan sonra kıyıda bir köşede ağlayan arkadaşlarımızı teselli edişimiz,herşey geçecek daha ilk sınavlarımız deyişimiz,öğretmenlerin sınıfımıza bir huysuzluğu var deyip,sorduğu soruların zorluk derecesine itiraz ettiğimizde oldu...
Gördüğümüz bazı konuların inatla beni anlayamazsın deyişi vardı sanki,gereksiz birçok bilgi verirken hocalar,not edin sınavda çıkar edasıyla tehdit edişide ağız bükmemize neden oldu yeri gelince.Bazı öğretmenlerin iki haftalık konuyu iki ders saati içerisinde işlemeside bzi tembelliğe itti belki de...
''İki ders saati içinde anlatır çıkarım,söylerim öğrencilere de evde çalışırlar.'' düşüncesi yüzünden elimize kalem tutma isteği gelmedi işte...

Bazen fonksiyon konusunu işlerken ilerde ters,örten fonksiyonu hayatımızın neresinde kullanacağız ki ? isyanını haykırmak geçir içimizden.Belirli bir saatteki sınav için milyonlarca bilgiyi beynimize yüklemenin saçmalığı dünyanın hiçbir mantığına sığmaz eminim ki ...
Aklımızda o kadar ezbere cümleler varken,sayısal dersin ardından sözel derse ne hacet?...
Günün yorgunluğu varken üstümüzde birde eve varıp verilen ödevleri yapma zorunluluğu yıkıyor beynimizi...
En büyük yangın sürekli uzun yazılar yazdıktan sonra elimizde derman kalmaması işte...
Her yeni günde,yeni derslerle,yeni yöntemlerle öğrencilik hayatımızı yaşamaya,4 yıllık serüvende alnımızın akıyla mezun olmayı bekliyor bu karanlık gözler...
Şunu da eklemeliyim ki kanaatimce olan tespitimdir ;
Öğrencilerin zihinsel yeteneklerinin ve becerilerinin gerçekten anlaşılabilmesi için uzun uzun düşünme sonucunda kapıda yazılan cümlelerle değil de,konuyu değerlendirecek olan kişi veya kişilerin karşısında doğaçlama olarak yapılması,öğrencileri pratik zekası ve dehasını sergilemek adına daha olumlu gelişmeler sağlayacağı kanaatindeyim...

Ve son olarak tüm olumsuzluklara rağmen dört yılın en güzel geçen anılarını özlüyor her insan...
Ruhumun ta dibinde raks eder gençliğim.Zemini meçhul bir yoldur liseye adım attığım her saniye...Zorlanıyorum her insan gibi bende üst üste yığılmış konuları görünce,çatlamış toprak gibi oluyorum kitaplara gömülünce...
Yine de biliyorum...Yaşadığım lise hayatı yeniden okuma isteği getirecek ileride gözümün önüne...Hem ne demiş şair : 

 '' Liseli olmak vardı.
   Tebeşir tozlu sıralarda hayata yeniden başlamak.
   En çaylak aşkları yeniden yaşamak.
   Ve amacı belli olmayan düşünceler taşımak.
   Aşkı tek kelimeden ibaret sanmak vardı.
   Tüm imkansızlıklara rağmen
   Liseli olmak vardı...''

Ve bende yazıma veda ederken konularının ağır oluşuyla,öğretmenlerimizle olan tartışmalarımızla,iyisiyle-kötüsüyle,geç yatıp erken kalkan bir liseli olmaktan ;
 

'' Gurur duyuyorum...''
                                             


önceki eser / sonraki eser