Konusu
: Lise müfredatının gençleri hayata hazırlamadaki etkinliği tartışma konusudur. Sizin fikriniz nedir?

Yazar Rumuzu: kalembaz 1386
Eser Sıra Numarası: 120223eser01


HOOP!  NEREYE GİDİYORSUN HAYAT?
  ‘ Eğer Cumhurbaşkanı olmasam Eğitim Bakanlığı’nı almak isterdim.’  demiştir Mustafa Kemal Atatürk. Son derece haklıdır. Köklü, çağdaş, milli eğitim yapımız gün geçtikçe kendini geliştirmektedir. Eğitim sistemimizin her gün değişmesi biz gençlerin hayata daha olumlu şekilde hazırlanması içindir.
-   Kestiiiiiik. Çok başarılıydı. İnan bir ara ben bile inandım çocuk gerçek fikirlerini merak ettim bak bu aramızda bir sır.
'Ne kökü kaldı ne çağı şimdilerde. Son dakika haberlerinde sınav sisteminde değişiklik haberi meclis haberlerinden daha olağan geliyor. Katsayı kalktı mı kalkmadı mı derken benim tansiyon 18inde tavan yaptı. Ygs lys kgs ogs aldı başını gidiyor üç harfliler. Ben hariç hepsi iyi saatte olsunlar. Bir geminin içine 1 milyon küsür öğrenci sıkıştırıldı kaptanı bile tanımıyoruz düşünün. Tek hedefimiz batmadan kıyıya ulaşmak. Yolcuların yarısı dayanamayıp kendini denize atan tiplerden birazı ben bu gemiye çam sakızı çoban armağanıyım diyen tiplerden ve sonuncuları Evvel Allah bu gemiyi arkadan iter yine de batırmayız diyen tiplerdendir. Ayşe’nin Cem’i düşünmesi Mehmet’in sol bek olmazsam ölürüm tripleri kimsenin umrunda değildir umrumuzda olan herkesin bu karmaşıklık içinde gidiyor olmasıdır.'
Dokuz yaşında başladığım o güzelim keman derslerini aceleyle sandığa sakladı annem 18’ime gelince. Müzik spor tiyatro sağlığa sakıncalı oldu. Neden mi? Çünkü sınav var. Sınavı kazanınca her şey yaparmışım. Sınavı kazandım üniversiteye gittim ailemin istediği mesleğin diploması da elimde. Dişimi sıktım yemedim içmedim haftada bir sinemaya gitmedim. İşe girebiliyor muyum hemen, hani hayatımın garantisi?
Şu hayatta sol adımı attıktan sonra sağ adımla başlamanızın bile bir garantisi yok. Anadilimi unutacak kadar İngilizce Fransızca öğreniyorum yüksek yüksek lisanslar yapıyorum kendimi geliştirdim düdüğü çalıyorum derken iş patronla diyaloga geçince sigortam olmasa da olur diyebiliyorum. Eğitim o kadar ilginç bir mevzu ki gün gelir diplomam mezarımın üstünde debelenir. ‘ Seni hayta mühendis olma dedim ben sana torpilinde yoktu yazık sana ev kirasını yer yatardın işte.’ 
Şimdi kötü kötü bakmayın bana. Kâbus görüp size anlatıyormuşum gibi bir hava estirdim. Güzel haberler de almıyor değiliz başarılarımız ödüllendiriliyor yarışmalar düzenleniyor yeni icatlarla bilimi renklendiriyoruz. Ama terazinin bir tarafında bağırıyoruz. ‘ Ağabey biz her yıl ezberliyoruz da yine unuttuk bu Lozan kimdi?’
Beklenen altın nesil biz olduğumuza göre biz isteriz ki eğitim özneye göre şekillensin kurallara göre değil. Ciddiyet monotonluk her şeyi kurtarmaz. Erzurum’un Van’ın İzmir’in genci de bu zorlu mücadelenin içinde. Bırakalım sivil kıyafet derdiyle uğraşmayı geleceğe bakalım. Milli güvenlik derslerinin ideolojik kısmına bakmak yerine kalın siyah harflerle yazılmış Atatürk’ün ilkelerini canlandıralım. Yaz geldiğinde çöpe attığımız o kitaplara gün geldiğinde yas tutacağız. Kimsenin kemiklerini sızlatmaya hakkımız yok. Bu ülkenin Emin Bozoğlu gibi mühendise Safiye Ali gibi doktora ihtiyacı olduğu gibi Atilla İlhan gibi bir yazara Filiz Akın gibi bir oyuncuya Fazıl Say gibi bir piyaniste de ihtiyacı vardır. Biz gençler siyahla beyaz hamurun arasında griler olarak sırıtıyoruz şimdilik. Ben isterim ki herkes sesimizi duysun. Bir kafenin müdavimi gibi tartışma programlarının da müdavimleri var. Orta yaş düzeyinde kimsenin birbirini dinlemediği herkesin tenorluğunu konuşturduğu o programlarda bırakın bizler de olalım. Birbirimizi dinleyelim. Köşe yazılarında arkadaşlarımızı görebilelim. Dershane okul ev üçgeni çizen bir gençlik olmak istemiyoruz ki, bizler her şeyden bir tutam koyduğumuz keki pişirip afiyetle yemek ve hayata da sunmak istiyoruz. Benden bu kadar söz sizde.
- Aaa özür dilerim dinleyemedim seni çocuk haberlere bakıyordum sınav sisteminde değişiklik kararı alınmış da sen ne diyordun?