Konusu
: Lise müfredatının gençleri hayata hazırlamadaki etkinliği tartışma konusudur. Sizin fikriniz nedir?

Yazar Rumuzu: japon balığı1881
Eser Sıra Numarası: 120223eser05


                                                                    SORGULA
Türkiye’de eğitim yıllardır süre gelen bir sorun olmuştur. Oysaki çözülenmeyecek bir sorun değildir. Bundan yllar önce okuma-yazma oranı düşük olan ülkemizde artık böyle bir sorun kalmamıştır. Bu nedenledir ki  lise müdrdatının gençleri  hayata hazırlamıyor oluşu da çözüme ayrı bir etken olacaktır. Nasıl mı? Görelim:
Lise müfredatı  çok yoğun olmakla birlikte  ağır ve üniversite düzeyinde konular içermektedir. Aynı zamanda bu yoğun ve zor müfredat öğrencilere sosyalleşme veya akademik alan dışında spor ve sanat gibi alanlarda yer almasına veya başarı göstermesine imkan sağlamayarak, her liseli genci akademik alana yönlendirip, onların ilgi alanlarını, farklı zeka türlerini hatta yeteneklerini bile kısıtlayıp,coğu genci gelecek ve başarı kaygısı başta olmak üzere bir çok kaygıya yönlendiriyor. Bunun yanında bu müfredatında bireyi hayata hazırlama başarısı ayrı bir tartışma konusudur. Yıllardan beri süre gelen geleneksel eğitim metodumuz  kağıt, kalem, tahta ve tebeşirden ileri gelememekle birlikte; Avrupa’daki  inteaktif (eğlenerek ve gözlemleyerek öğrenme) eğitim sisteminden de nasibini alamamıstır. Müfredatımızdaki öğretilen kazanımların çoğu ezbere bilgiler olduğundan ve bunlar bireyin kısa süreli hafızasında kalmaya mahkum olduğundan, ileriki hayatta unutulacağından kullanılamayacaktr. Yine müfredatımız hayatın en basit unsurlarından olan deney ve gözlem yapma ihtiyacını karşılayamadığı için zihinlerinde “neden-sonuç” ilişkisi kuramayan insanlar yetiştiriyor. Şu anki  şartlarda başarılı, akademik yönden donananımlı kişiler yerine , “soyut –somut” ilişkisi (kognitif) kurabilen ,aktüel olan  ve grup çalışması yapabilen insanlar kelimenin tam anlamıyla hayata daha iyi hazırlanıyor. O zaman biz “biz gençleri” gerçek yaşamın dogrularıyla kısmen yüzleştiremeyen bu eğitim sisteminde neden hâlâ ısrarcı oluyoruz? Niye bazı gerçekleri görmezden geliyoruz?
Türkiyenin günümüzdeki en büyük sorunlarından birisi hayata hazırlanamayan ,ezberci, kalıplardan çıkamamış ve klişe bir eğitim anlayışına sahip olmaktır. Aslında  en büyük sorun; ne işsizlik ne fırsat eşitsizliği ne de terör... En büyük sorun: Çarpık, pratikte değil teoride var olan, bireyi dış dünyaya  hazırlamayan bir eğitim ve öğretim sistemimizin var oluşudur! Unutmayalım ki, yukarıda söz edilen problemlerin hepsini niteliksiz,  basmakalıp, işlevsiz ve nesnellikten uzak müfredatımızın etkisiyle oluşturuyor. Lise müfredatının daha çok düşünme, tartışma ve akıl yürütmeye dayalı olması gerektiğine inanıyorum; çünkü farkındalık yaratmak önemlidir. Tıpkı asırlar önce Aristo’nun “Bilim soru sormakla başlar.” Sözünde olduğu gibi. Bu farkındalık düşünmeyi de beraberinde getirir zaten.  Gençlerimizi düşünmekten alıkoymak, fikirlerini özgürce ifade etmelerini engellemek yerine; onları ta okul öncesinden düşünmeye, keşfetmeye ve problem çözmeye dayalı bir müfredatla  eğitmeliyiz. 
Ulu önderimiz Kemal Atatürk’ün de dediği gibi “Gelecek, genç kuşakların omuzları üzerinde yükselecektir.” Yalnız ve  ancak  özgürce düşünen genç nesillerin omzunda...
Bizim ilk olarak düşünmeye ihtiyacımız var; çünkü düşünme bir şeyleri değiştirmeyi de beraberinde getirecektir. Bugün bizlerin boş boş bakan, sorgulamayan, üretmeyen,  hazırcı toplum bireylerine ihtiyacımız kesinlikle yoktur.  Fikirlerini serbetçe ifade ettikleri için hiç kimseyi  yargısız infazla değerlendirmemeli, onları bağımsızca düşünmeye motive etmeliyiz.
Son olarak şunu söylemek istiyorum: Her şeyden önce düşünün, gerisi zaten kendi akışında gelecektir. DÜŞÜNÜYORUM, ÖYLE İSE VARIM! (COGİTO ERGO SUM!) Düşündüğüm için de müfredatın değişimini istiyorum!