Konusu
: Lise müfredatının gençleri hayata hazırlamadaki etkinliği tartışma konusudur. Sizin fikriniz nedir?

Yazar Rumuzu: hayat 2244
Eser Sıra Numarası: 120214eser01

                                         HAYALLERE GİDEN YOL: EĞİTİM
Kimi zaman bir çocuğun, kimi zaman bir gencin, kimi zaman ise geçmişi anılara gömülü bir insanın hayallerinin ışığı altında gözleriniz bir yıldız gibi parladı mı hiç? Ya da hayalin ardından delice koştuğunuz oldu mu? Evet, kim bilir belki bunların hepsi hayatınızdan tıpkı istasyondan kalkan bir trenin ardından bırakılmış karmaşık duygular gibi ve bir o kadar da acı olarak gelip geçmiştir. Tıpkı gülerken ağlamak veya ağlarken gülmek gibi… Peki, çocukluğunuzun saf ve temiz hayallerini hatırlıyor musunuz? Hani sevgi dolu gözleriyle öğretmeniniz sorardı ya: ‘‘En büyük hayaliniz nedir? İleride ne olmak istiyorsunuz?’’diye. Kimisi içinde bir umut ve yüzünde sevimli bir gülümsemeyle:  ‘‘Ben büyük adam olacağım.’’ derdi. Peki, bu hayallerin kaçı gerçek oldu? Kimine göre hepsi, kimine göre hiçbiri…
Nedir eğitim? Yaşamımız ve eğitim arasındaki o esrarlı bağ nedir sizce? Bir çiçeği sularken ona hayat veririz. Minik bir yüreği hayata hazırlamak da buna benzer. O yürek, hayata ne kadar güzel hazırlanırsa ve sarılırsa geride yaşamaya değer iyi bir gelecek bırakır. Sizin verdiğiniz her bilgi de cemre olup düşer zemheri ayazının üstüne ve toprak sıcaktır, su sıcak, hava sıcaktır artık. Dallar meyveye durmuştur gayrı. Yok olduğunuz nasıl söylenebilir? Şimdi varsınızdır asıl. Büyüyen her fidanda, açılan her goncada renginiz, kokunuz vardır çünkü. Soluk  alıp verirken, aslında yaşamaya çalışırken, sizinle beraber atan kalbin sesini duyarsınız artık. İşte böyle bir şeydir eğitmek ve nitelikli bir insan olarak yaşama hazırlamak gençleri…
 Peki, eğitim bu kadar önemliyse hayallerimizin gerçekleşmesine engel olan şey nedir? İşte bu engel, eğitimdeki eksiklikler ve sorunlardır. Bu yüzden ben eğitim sistemimizin, özellikle de müfredatımızın biz genç dimağları hayata hazırlamadaki etkisine değineceğim.
Eğitim ve öğretim, insanlığın doğuşuyla var olmuştur. Eğitim ve öğretimden mahrum kalmak demek yok olmakla karşı karşıya kalmak demektir. Sağlıklı, mutlu, huzurlu, refah ve güven içinde yaşamak ve yaşama ortamı hazırlayabilmek, ancak ve ancak bilinçli, birikimli ve donanımlı bir eğitim ve öğretimle mümkün kılınabilir. İnsan hayatında bir dönüm noktası gibidir eğitim; doğru aşılandıkça, geleceğin bireyleri öğrendiklerini öğretmeyi, kazandıklarını kazandırmayı başardıkça geleceğin Türkiye’si küçük bir ışıkken büyük bir güneşe dönüşür. Güneşe dönüşen ışık, ısıttığı gibi aydınlattığı için düşüncelerin bakış açısına açılan pencereyi daha çok netleştirir. Sonuç olarak netleşen görünüm, bireyin attığı her adımda yanlış ile doğruyu ayırt etmeyi bilinçli hâle getirir.
Liselerdeki mevcut müfredat, gençlerin doğuştan sahip oldukları ve kendi öğrenme profillerine uygun öğrenme tarzlarını ve içlerindeki öğrenme enerjisini göz ardı etmektedir. Dimağın bütünüyle öğrenmeye dâhil edilememesi, yaratılıştan gelen öğrenme ve kavrama eğilimlerine ters bir durumdur. Türk öğretim sisteminde yetişen gençlerin ortak yönleri; müfredat sayesinde yığınla bilgi edinebilmeleri, bu bilgileri başkalarına aktarabilmeleri, fakat öğrendiklerini pratik hayata taşıma nispetlerinin düşüklüğüdür. Ayrıca öğrenciler bilgiyi depolama ve geri çağırma konumundan, onu üreten, sentezleyen özne konumuna yükselememektedir. Bir tuğla yığınından nasıl kendi kendine bir bina ortaya çıkmıyorsa şuurlu bir öğrenme sürecine girmeden zihindeki bilgi yığınından da sentezci düşünceyle yoğrulan üretici ve yenilikçi bilim ortaya çıkmamaktadır. Üniversiteye yerleştirme sınavında çıkacak sorular ekseninde müfredatı daraltılmış, eğitim-öğretimin asli rotasından saptırılmış bir durum var karşımızda. Her hafta ilkokul üçüncü sınıf öğrencilerinin dahi mahkûm edildiği deneme sınavları maratonu ile gencecik beyinler a, b, c, d, e şıkları arasında bir gelecek aramaya mahkûm oldu. Eğitimin amacı itaatkâr, her yöne sürülebilen uysal vatandaşlar yetiştirmek mi yoksa özgür düşünebilen, muhakeme gücü gelişmiş, araştıran, sorgulayan, bilgiden bilgi üretebilen kaliteli insanlar yetiştirmek mi? En başta düzeltmemiz gereken yanlış budur. Türkiye bir hukuk devletidir; ama üniversitede hukuk fakültesine kayıt yaptırıncaya kadar lisenin hangi sınıfında çocuklarımıza hukukun “h”sini öğrettik? Türkiye sosyal devlettir, yazar anayasamızın başında; ama lise mezunu milyonların hangisi bunun anlamını öğrendi? Her fırsatta gündeme getirilen laiklik gerçekte nedir, ne anlama gelir, sorusunun cevabını bırakın lise mezunlarını üniversite mezunlarından kaçı biliyor? Eğitim-öğretim hayatı boyunca her sene Türkçe dersi ve bu dersin devamı niteliğindeki dersler okutulmasına rağmen lise mezunu milyonlar içerisinden kaç kişi Türkçeyi kuralları, rengi ve ahengiyle doğru konuşup doğru yazabiliyor? Kaç kişi üç cümlelik basit bir dilekçeyi yazmayı başarabiliyor? Soruyorum şimdi size sizce lise müfredatı gençleri yaşama hazırlıyor mu? Değerli öğretmenlerimize bizi yaşama hazırlamak için fırsat veriliyor mu? Hadi diyelim öğretmenlerimiz bizleri yetiştirmeye kalktı, yaşamı okula taşıdı, acılar ve gerçeklerle yüzleştirdi öğrencilerini; işte o an “Bunlar müfredatın neresinde yazılı?” diye başlayan sorular sorulmaya başlar ki o soruların ardı arkası gelmez. Sizce böyle bir durumda gençler doğru bir şekilde yaşama ne kadar hazırlanılabilir?
Bence basmakalıp düşünceleri yıkacak insanlara derinlemesine analiz ve yordama gücü kazandıracak ve hem yaratıcı hem de eleştirel düşünmeyi en üst düzeyde gerçekleştirecek bir lise müfredatı oluşturulması zorunludur. Öğrencilere kişilikleri, yetenekleri ve istekleri göz önünde bulundurularak şahsa özel bir eğitim programı hazırlanmalı ve izlenmelidir. Bu sayede gençlerin okula olan ilgisizliği azalacak ve her genç ilgili olduğu alanlardaki dersleri tercih ettiği için daha başarılı olacaktır. Dilerim en kısa sürede ülkemiz bu sorunu da çözer ve birçok gencimiz hayallerine, arzu ettiği yaşama kavuşur.
“Planınız bir yıl içinse pirinç ekin, on yıl içinse ağaç dikin, yüz yıl içinse insanları eğitin” demiş Huang Che. Umarım bir gün bizim de sesimize kulak verirsiniz ve böylece hep beraber Türkiye’yi aydınlık yarınlara taşırız. Ve umarım eğitim konusundaki eksiklerimiz yüzünden her yıl binlerce gencin hayalleri suya düşmez ve onların yaşadığı zorlukları, acıları, üzüntüleri bir daha kimse yaşamaz. Ve yine diliyorum ki bizim de okul sıralarındaki hayallerimiz diğerleri gibi sadece hayal olarak kalmaz.