Konusu
: Lise müfredatının gençleri hayata hazırlamadaki etkinliği tartışma konusudur. Sizin fikriniz nedir?

Yazar Rumuzu:  hayalperest 17
Eser Sıra Numarası: 120221eser01



                                                  BİR BEN VAR HAYALLERİNİN KIYISINDA

Gecenin ortasında ne işin var
Yıldızlara dokunma yanarsın
Bak birazdan ay da batacak
Karanlık bulaşmasın ellerine
Tersine döner yolunu bulamazsın
                                  Atilla İlhan

Yollar var; bir sürü…
Hayata uzanan yollar var…
Hepsi ayrı bir pencereden bakıyor sokağımıza, buğulu bir camdan bakmak başkadır.
Ucu sana çıkan yollarım var benim. Yazdıklarım mesela…
Bir de hayallerime uzanan yollar var ve ben bu yollardan yürümek zorunda olduğum için geçiyorum. Hatta bazen koşuyorum, yoruluyorum ama sonra derin bir nefes alıp kendi kendime soruyorum;
-Değmez mi?
-Değer, elbette değer.

 Hayallerim… Ah onlar olmasa çekilecek çile değil derdim. Ama varlar ve beni ayakta tutuyorlar. Beni “ben” yapıyor bu yollar. Binlerce ben, binlerce yoldan, binlerce kez geçiyor belki bıkmadan, usanmadan.                                                                                                                       

Bir ben var. Yazmanın konuşmaktan daha keyifli olduğunu hissettiği günden beri sustuğu her ne varsa onu yazıyor , kaçtığı, kovaladığı herşey satırlarında. Hüzünlendiğinde  satır aralarına saklanıyor.                                                                                                                                             

Sonra başka bir ben var doktor olmak istiyor… Çalışmak çabalamak, yeni  hayatlara imza atmak... Kurtarmak bir insanın ümidini…Umut bağışlamak istiyor. Bir ben var içimde… Konuşmak istiyor. Susulan bütün gerçekleri haykırmak. Suskunluğunu çığlıklara satmak. Sustuğu her ne varsa haykırmak istiyor.                                                                                              

Ve başka bir ben kaçıyor!  Aylardan, günlerden, saatlerden... Korkuyor saymaktan yaşamı. Doyasıya gülmek istiyor, kahkahalar atmak. Sonra belki saatlerce susmak.                                                 
Bir ben daha var… Çıkıp tekrar tekrar sokaklarda oynamak istiyor.

Bir ben daha;  benim bilmediğim… Tanımadığım ama yaşadığım, yaşadığımı sandığım… Yaşadıkça yanıldığım.

Ben bir gencim! İlgilerim, yapmayı sevdiğim hobilerim var.Ben bir gencim! Hayallerim var, yaşanılası hayallerim.Ben bir gencim! Uğraşmak istediğim alanlar var.Ve ben bir gencim!  Önümde hızla akacak birkaç yıl ve eğer biraz daha ömrüm varsa o yılları anacak bir hayatım var.Ve gençlerin kıymetini bilecek, bu yıllarının kıymetini bilmiş büyüklere ihtiyacım var. Ama bana bunları sormuyorlar. Başka şeyler soruyorlar başka şeyler biliyor büyüklerimiz ve biz hayallerimizin kıymetinden başka herşeyi biliyoruz. Coğrafya biliyoruz mesela; dağların nerede kıyıya paralel, nerede kıyıya dik uzandığını. Biyoloji biliyoruz;  kuşların kalplerinin dört odacıklı mı yoksa iki odacıklı mı olduğu… Edebiyat biliyoruz; Tanzimat Dönemi özelliklerini, o dönemin şairlerini… Resim yapıyoruz; beyaz sayfaları renklendirecek kadar. Ve müzik dersi işliyoruz; Do, re, mi, fa, sonra bitiyor şarkı ve başlıyor hayat!Oysa ülkemizdeki güzelliklerin  kıymetini bilecek kadar coğrafya bilmiyoruz biz. Bilmiyoruz bu güzelliklere nasıl sahip çıkacağımızı.  
Ve yolda gördüğümüz bir insana ilk yardım yapabilecek biyolojimiz yok.Bilmiyoruz nefes almanın kıymetini.   Şairlerin hüzünlerini değil de yaşadıkları dönemin tarihi özelliklerini bilmekle yetiniyoruz. Bilmiyoruz ki her şair biraz da hayatı katar mısralarına. Hayatımızdaki renkleri göremeyecek kadar kör olabiliyoruz mesela; sayfaları renk renk dolduruyorduk oysa.                                                                                                               

Bilmiyoruz hayatımızdaki müziğin bir önemi olmadığının, müziğin zaten başlı başına bir hayat olduğunu. İşte bunları öğrenelim. Ve sorumluluk bilinci geliştirelim; hayallerimize sahip çıkacak kadar! Her şeyi bilmek yerine ilgimiz olanı bilsek, onun için çalışsak…Ve yarın hayata atıldığımızda bir şeylerin farkında olsak… Farkında olsak ezbere yaşanmadığının.Kendi kendini eriten bir mum gibi yanıyoruz. Işık verdiğimizi sanarken güneşin bizi erittiğinin farkında bile değiliz. Eridikçe tükeniyor zaman ve eridikçe kaybediyoruz aydınlığı…Sonra yana yakıla anlıyoruz geç kalındığını. Benim kim olduğum, nasıl biri olduğum, neleri ne kadar hissettiğimi soran var mı? Herkes her şeyi bilemez, anlayamaz mesela güneşin doğuşunu. Zorla ne kadar öğretilebilir bir müfredat? Kimse kimseyi dinlemiyor, kimse kimseyi anlamıyor. Susmak istiyorum bazen avazım çıktığı kadar. Ya da haykırmak kulaklarına. Beni, seni,  gençleri anlasınlar istiyorum.Kozasına hapsolmuş bir kelebeğim şimdi ben. Kanatlarım sadece ruhumu sıkıyor. Oysa uçmak ve bütün ömrü bu uğurda harcamak… Ve sonra yanılmak!Peki kozasına hapsedilecekse bir kelebek, kanatlar ne için var?Ah hayaller ve merhaba gerçek hayat!Sizin bildiğiniz bir ben var. Oysa benim içimde bilmediğim binlerce ben var. Her biri ayrı bir pencereden bakıyor hayata. Dokunsam dirilecek bir ben, dokunsam susacak bir diğeri.  Ve ortada bütün benliklerimi yok sayan bir ben daha var. Her sabah okula gidiyor, ezberlemek için bir şeyler.  Yollar var; bir sürü… Hayat uzanan yollar var ve ben o yolların kıyısından bile geçmedim!