Konusu
: Lise müfredatının gençleri hayata hazırlamadaki etkinliği tartışma konusudur. Sizin fikriniz nedir?

Yazar Rumuzu: avni 1453
Eser Sıra Numarası: 120216eser02


GELECEĞİ BELİRLEYEN KURUM: LİSE
Eğitimde içerik ya da eğitimde üslup… Konu her ne olursa olsun temelde her alanın iki ana tuğlasıdır bu kavramlar. Durumların ya da olguların bir ne anlattıkları bir de bunu nasıl dile getirdikleri önemlidir. Önceliğimizin eğitim olduğunu hesap ettiğimizde, bu iki durum arasında da bir dengeye ihtiyaç duyduğumuz açıktır. Eğitimimizin ne durumda olduğunu, bu resme farklı açılardan bakabilir ve değerlendirebilirsek belki daha kolay görebiliriz. Lisede okuyan öğrencilerin tek bir amacı vardır: Üniversite sınavını kazanmak ya da istediği üniversiteye gidebilmek. Amaç bu olunca haliyle okuldaki derslerin amacı da öğrencileri sınava hazırlamak oluyor. Ancak günümüzde bu teknik yabancı ülkelerle uyuşmuyor. Ülkemizdeki sınav odaklı tekniğin kaldırılması uzun bir süre alacaktır. Bu nedenle birkaç nesil “ezberle-sınava gir” düşüncesinde eğitim görecek. Önümüzde böylesine büyük bir sınav oldukça öğrencilerin meşhur: “Bu konu bize hayatımızda ne zaman yarayacak?” sorusunu sormaları bitmeyecek.Bütün bunları engellemek için eğitim sisteminin değişmesi gerekiyor. Sistem değişmeden yapabilecekler de yok değil. Öncelikle ezberden uzaklaşılmalı. Derslerde konular işlenirken öğretmen, anlatılanların nedenini öğrencilere aktarmalı. Örneğin matematikte bir konu anlatılırken bu konudaki bir formülü vermek yerine formülü vermeden o konuyu nedenleriyle birlikte anlatmak, öğrencinin formül kullanmadan o konuyu iyice anlamasını sağlamak gerekir.
Bir başka önemli nokta ise konuların, gelecekte kullanmayacak olsak bile, bize getirilerinin ne olacağıdır. Çoğu öğrenci bundan şikâyet eder: “Türev görüyoruz ama bu konuyu başka nerede kullanacağız?” Matematiği ele alırsak bazı konular gerçekten ileride karşımıza bir daha çıkmıyor. Fakat bunları okulda gördüğümüz zaman işlem yapma, hızlı düşünebilme, doğru düşünebilme kabiliyetlerimizi geliştiriyoruz. Bu tür konuların bu düşünceyle anlatılması bize yalnızca bilgi kazandırmayacak, bu tip yeteneklerimizin gelişmesine çok fazla katkıda bulunacaktır. 
 Akademik bakımdan düşüncelerimi özetlersem, ezberin sistemimizde yeri olmaması, sonucun değil yöntemin ön planda olması, derslerin sadece bilgi alımı olarak görülmemesi, birçok ders sayesinde zihinsel yeteneklerimizin geliştiğinin bilinmesi gerekir. Sosyal hayatımızı da akademik alanda olduğu gibi büyük oranda lisede öğreneceklerimiz belirler. Son sınıflarda sınav hazırlığı yüzünden pek mümkün olmasa da bence lisede sosyal yaşam ile ilgili derslerin verilmesi lazımdır. Yaşam kültürü bu derslere en iyi örnektir. Biz okulumuzda iki sene boyunca bu dersi gördük ve bize çok ama çok gerekli olduğunu gördük. Üniversitede ve iş hayatında bize gerekli bilgileri öğrendik ki bu bizim için çok önemli. Lise hayatında bunları öğrenmek kişiyi hayatta bir adım önde tutar. Sosyal hayat ile ilgili bir diğer nokta da kültürdür. Şimdilerde dikkat ediyorum da liselerden mezun olanların büyük bir çoğunluğunda kültür bozukluğu, eksikliği görülüyor. Okuldaki derslerin birçoğunda o ders ile ilgili kültürlerin gençlere öğretilmesi gerekmektedir. Örneğin müzik dersinde ünlü müzisyenleri, resim dersinde ünlü ressamları, edebiyatta önemli şair ve yazarları, matematik, fen ve sosyal bilimlerde ise önemli bilim adamlarını ve onların fikirlerini, hayatlarını öğrenmek gençlerin kültürlerini bir parça zenginleştirir.

Sonuç olarak lise müfredatının gençleri hayata hazırlamadaki etkisi çok büyük olduğundan, bu işin titizlikle ve doğru bir biçimde yapılması gerekir. Öğrencinin hayatında gerekli olan bilgi ve davranışları üniversitede veya daha sonra öğrenmesi, lisedekinden daha zor oluyor. Bu yüzden liselere çok fazla önem verilmelidir. Atalarımızın bir sözüyle kompozisyonumu bitiriyorum: “Ağaç yaşken eğilir.”