Konusu
: Lise müfredatının gençleri hayata hazırlamadaki etkinliği tartışma konusudur. Sizin fikriniz nedir?

Yazar Rumuzu: anonimus 3579
Eser Sıra Numarası: 120220eser07



HAYAT KATİLİMİZ  "MÜFREDAT"
“Bence polis vahşeti konusunda bir ders olmalı. Irkçılık konusunda bir ders olmalı. İnsanların niye aç kaldığı konusunda bir ders olmalı. Ama yok. Jimnastik dersi var. Beden eğitimi dersi var. Hadi voleybol oynamayı öğrenelim.”
Bir filmde geçen bu sahne beni nasıl bir eğitim aldığıma dair düşünmeye teşvik etmişti. Uzun zamandır bizlere yüklenen bu bilgi fazlalığını hayatımın hangi evresinde kullanacağımı düşünmeden edemiyorum. Yurt dışına baktığımızda müfredat hafif; ama uygulamaya yönelik. Bizlere yoğun bir müfredatla bilgi yüklemesi yapılıyor ancak yeteneklerimiz geliştirilmiyor.
 Daha önce okuduğum bir yazı bu konuda ki düşüncelerime yönelikti. ”Eğitim şart ama hangi türlüsü”. Bu yazı 1980’li yıllardan bu yana değişen eğitim sistemini kaleme almış. “Sistem yine değişti. Ya da değişecek. Ne önemi var. Takip etmekten başı dönüyor insanın.” Her an değişebilecek olan ve bizim bütün eğitim-öğretim hayatımızı tamamen alt üst edebilecek olan bir müfredat bizi ne kadar hayata hazırlar endişe duyuyorum açıkçası. Lisesine yerleşen öğrenci için sosyal hayat kısıtlanır. “Bizim gibi olma” diyen aile ile birlikte gökkuşağı griye çalar. Lise başladığı an itibari ile sınav kaygısını ekliyoruz hayatımıza. Ailesinin desteği olanlar dershanede hayata hazırlanırken, olmayanlar kendi imkanları ile boğuşuyor test kitaplarıyla. 4 yılın sonun da o muhteşem gün gelir çatar. Sihirli değneği olanın yüzü güler. Kazanamayanlara gelince ki sadece kazanamayanlar değil, istediği bölüme giremeyenler üzgün olur. Tıp okuma hayali kurup, eczacılığa kaydını yaptıranlar. Eczacı olamayıp kimya bölümü okuyanlar. Koskoca bir hayat anlamı taşır sınavda bir soru. O tek soru sizi milyonların önüne geçirebilir. Öğrencilerin en değerlisi sınavda tek bir sorudur. Malazgirt savaşının tarihi ?, Akdeniz Bölgesi’nde ki göller, polinomlar, x ve y’ler, formüller. Hepsini ezberle. Kitap okuma çünkü vakit yok. Bunun yerine kurumların adını, formülleri aklında tut. Bu müfredat bizi üniversite eğitimini geçtim sınavına bile hazırlamıyor. Bizlere aklımızı kullanmayı öğretmiyor. Becerilerimizi geliştirmiyor. Zihnimizin duvarlarında “neden?” sorusunun yankılanmasına izin vermiyor. Zamanımız yok ama bilmemiz gereken çok şey var. Sınavda izlediğimiz filmi, sosyal hayatımızı, okuduğumuz kitapları sormayacaklar. Sormayacaklar ama ezberlediğimiz onca şeyi de sosyal ilişkilerimizde kullanmayacağız. Kimse bize sosyal ilişkilerimizde Malazgirt savaşının nedenlerini sormayacak. İhtiyacımız olduğu halde eğitimini almadığımız konularda karşımıza çıkacak elbet. En basitinden olası bir trafik kazasında almadığımız eğitimin eksikliğini göreceğiz. Hayat kurtarmak için küçücük bir bilgiye ihtiyacımız varken kilitlenip kalacağız belkide.
Bizler günlük hayatta problemleri çözmede yetersiz kalıyoruz. Toplumla bütünleşme konusunda yetersiz kalıyoruz. Bizlere tamamen bilgi yüklemesi yapılıyor, oysaki Türkiye’de gençlerde bu kadar sorun varken uygulanan müfredat bize hiçbir şey katmıyor. Tartışılması gereken onca konu varken, Türkiye’de yıllardır tartışılan tek konu türban sorunu. Avrupa’da yapılan araştırmalarda büyük puanlarla öğrenci alan üniversitelerimiz üst sıralarda yer almazken, biz hala türbanı tartışıyoruz. Bu tartışmalarda sarf edilen enerji eğitim sistemini nasıl daha yararlı hale getirebiliriz sorusuna harcansaydı eğer, ezberci eğitimde sadece günü kurtaran çözümler ortaya çıkmazdı.